mevsimidir müphem bir meltem yoklar dal uçlarını gizlice ürperir yaseminler körfezde deniz dalgın bilinmez hangi aşktan arta kalmış vahim bir yalnızlığı dinler mevsimidir artık erken...
Bu bizim gökler gibisi hiç bir dağda çatılmamıştır Yıldızlarımızın titremesi yüreğine deprem indirir Hiç bir yerde bu denize bu acı tuz katılmamıştır Topraktan sağdığımız pekmez...
yüksekkaldırım'da bir akşammaria missakian'i düşündümeğer kendimi bıraksamyağmur olabilirdim yağardımkasım'da bir çınar olurdumyaprak yaprak dökülürdümkalbimi sıkı tutmasamdöküp saçıp boşaltsamiçimde yükselen şiirikaldırımlara döküp harcasamgözleri balıkçıl gözleridudaklarında tutup...
Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız Yalnız...
geceleri bir ıslık penceremin altında birileri beni çağırıyorlar (yoksa yanılıyor muyum) koşup bakıyorum kimseler yok sarayburnu'nda sis düdükleri mektuplarım kayboluyor posta kutusundan birileri çalıyor ama...
kederli bir ağustostu mehtabı ölüm tehlikesi tellerde bir vınlama elektriğin titremesi adeta gümüş kaplama yağlı beyaz bir taksi bebek'te unutulmuştu cihangir'e son müşterisi gece böcekleri...
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık /...
Kız sen burda yeni misin peki leyla nerde Hani çekirdek gözlüm örümcekten korkan Kim ulan beni herkes tanır git patronuna sor Elektrikçi ihsan dedin mi...
bir gül takıp da sevdalı her gece saçlarına çıktı mı deprem sanırdın ' kara kız ' kantosuna titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan muammer bey'in gözdesi...
Sabit dudak ruju epeyce telefon Kirpikleri devirip göğüs geçirmeler Burnu rendelenmiş memeleri silikon Ağızlıkla çakmağın alevini içmeler Yarı ömrü meyhane yarısı berber Aşk faslını unuttuk...
Kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar Titrek dudaklarında sarışın bir keder Nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar Sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler Dargın sevgililer yalnızlıklarına...
o kızı nerede nasıl görsem aklımı başımdan alır ağzı saçları şıra köpüğü desem kaşları bıçak izi kırmızı yakut pulları mı? bu ne görkem kanlı gözbebeklerindeki...
Kanatları parça parça bu ağustos geceleri Yıldızlar kaynarken Şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen Sen Eğer yine İstanbul'san Yine kan kopuklu cehennem sarmaşıkları büyüteceğim Pançak pançak...
ikinizden hanginizin saçları gece laciverdi siyah yıldız tozundan ışıltılı ve zengin bakır çalığı gözleri derin yer yer eflatuna çalıyor ikinizden hanginizin nemli dudakları fuschia kirpikleri...
sayende sayeban olduk İstanbul şehri sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda ve yaktı perişan eyledi sine-i sad-paremizi saplanıp...
onlara ün mü gelir bazı bir ses mi duyarlaryumuşak bir kedere ufalır bakışları idam mahkûmlarıdır aslında ihtiyarlar ölüme koşullanmış bütün davranışları yorgun öksürükleri oturup kalkışları...